Âşık Remzâni

 

 

 

MUHYİDDİN ABDAL   33

 

Hazırlayan:  Hasan OYTUN

 

 

Muhyiddin Abdal’ın, XV. yüzyılın sonları ile XVI. yüzyılın ilk yarısında yaşadığı bilinmektedir. Önceleri onun hayatı ve kişiliği hakkında fazla bir bilgi bulunmamasına rağmen, son zamanlarda Bayram Durbilmez tarafından 1998de “Muhyiddin Abdal Divânı (İnceleme-tenkitli metin) adlı bir “Doktora Tezi” yapılmıştır. Bu sebeple Muhyiddin Abdal’ın da hayatı, eserleri ve kişiliği bu takdire şayan çalışma ile ilim âleminin istifadesine sunulmuştur.

 

Şiirlerinde Hacı Bektaş Velî, Otman Baba, Balım Sultan, Nesimî...vb. gibi Alevî-Kalenderî-Hurûfî-Bektaşî ulularından bahsetmektedir. Balım Sultan'dan inâbe almış, Akyazılı İbrahim Baba'ya intisab etmiştir. Bunun yanında Yûnus Emre, Hatayî, Kaygusuz Abdal ve Nesimî gibi şâirlerin etkisinde kalmış olduğu bilinmektedir (Durbilmez 1996: 427-438). Elimizdeki bu bilgilerden hareketle Muhyiddin Abdal'ın 16. yüzyılda yaşamış olabileceğini kabul edebiliriz.

 

 

-1-

Acep dosttan bize nazar olamı

Dost ile usulca pazar olamı

Gönül diyarına hükmün yürüten

Gönülden günüle gezer ulamı

 

Ne ki kılsa yine malumdur ana

Görüp aybımızı yazar olamı

Söylesen hak sözün yüzünü döner

Yoksa cahil haktan bizar olamı

 

Erenler sözünü pişirir söyler

Erin nutku candan sızar ola mı

Muhittin fariğ ol sözü üretme

Söyledikçe bu söz uzar ola mı

 

-2-

Ala gözlü Sultan Baba

Ululardan ulusun sen

Yedi iklim dört köşeye

Arşa kürse dolusun sen

        

Yüzin gören yoksul baylur

Kâfirler îmâna gelür

Seni sevmeyen ne olur

Şâh-ı kerem Ali'sin sen

 

Şâhısın eksüklü kulun

İçenler ayılmaz dolun

İnceden incedür yolun

Tamâm gerçek velîsin sen

 

Doğru sözün yol kılıcı

Çaldığın iki bölüci

Düşmüşler elin alıcı

Hakkın kudret elisin sen

 

Dehânından kevser akar

Nazarun Hakk yola bakar

Kokun cümle âlem kokar

Muhammedün gülüsün sen

 

Parlayup âteşün yanar

Cümle 'âlem şulene çunar

Susayanlar senden kanar

Âb-u hayât gölüsün sen

 

Muhyiddîn Abdal neylersin

Dipsiz denizler boylarsın

Ne bilir ne söylersin

Aklınmı var delisin sen

 

-3-

Ariflerin sohbeti candan olur

Küfür gider Lutf-u imandan olur

 

Tarikatta taatin temiz kılan

Kendi ümmet, tarıkı dinden olur

 

Talep ile nefsini bilmeyene

Zira bilmezsen kusur senden olur

 

Bunca nimetler yenilip içilir

Bilir misin aslını kandan olur

 

Gelsin gevher alan madenini buldum

Maden benim ol gevher benden olur

 

Genci buldun ise key faş eyleme

Kavga düşer aleme dandan olur

 

Arifler sohbeti Muhyiddin Abdal

Bile nur bilmeze zindan olur

 

-4-

Aşk olsun meydana gelip

Doğru yolunca gidene

Aferin Hakkı Hak bilip

Hal giyip gönül güdene

 

Arif isen özün yokla

Tevekkül kapısın bekle

Geç buldun ise pek sakla

Duyunnak olmaz nadana

 

Besleme gazab atını

Çekersin zulumatını

Tepele nefsin itini

Zarar gelmesin bedene

 

Gönlünü yüksekten indir

Ar etme alçağa kondur

Açı doyur susuz kandır

İbade borcun ödene

 

Nazar ırmayıp doğru bak

Doğru gidene zeval yok

Rahmet eder yarlıgar Hak

Hak için kulluk edene

 

Göresin yarin yüzünü

Öpesin iki gözünü

Hak yargılar Hak sözünü

Hub dinleyip işidene

 

Muhyiddin Abdal aşkolsun

Sırrını eller duymasın

Yemişin nadan yemesin

Şayet yeyiben dadana

 

-5-

Bize serleşker olmağa

Şah-i kerem Ali gerek

Mürşiddir rehber olmağa

Adem Akyazılı gerek

 

Âlem ademe çıkmağa

Ulu ateşler cunmağa

Er verip leşker çekmeğe

Gene Sultan Bali gerek

 

Muhyeddin derviş olmağa

ölmezden önden ölmeğe

Bir kişi nasib almağa

Edeb erkan yolu gerek

 

-6-

Bizim tacımız süreta, Seb'ulmesani gösterir

Zira bu Seb'ulmesani, Şekl - i insanı gösterir

 

Giydiğimiz hırka dahi, Çektiğimiz sikke dahi

Mescid ile Mekke dahi, Hep bu nişanı gösterir

 

Mekke'nin tavafı yedi, Mekke deyu kim okudu

Kim dünyadan elin yudu, Ol cavidanı gösterir

 

Görünen Hak'dır gözünde, Söyleyen Hak'dır sözünde

İnsanın hattı yüzünde, Hatm - ı Kur'an - ı gösterir

 

İnsandır Hak'kın mazharı, Hak'dır insanın azheri

La'l - i lebinin kevseri, Hayat - ı canı gösterir

 

Hak'ka aşık olan kişi, Hak'la olur her bir işi

Aşıkların gözü yaşı, Ab - ı hayvanı gösterir

 

Her kimin ki pakdir özü, Uyanık dürür can gözü

Muhyeddin' in sözü yüzü, Şerh ü beyanı gösterir

 

-7-

Çün eriştim ben cananın izine

Yüzüm sürdüm ayağının tozuna

 

Can tutuldu zülfünün tuzağına

Dil bend oldu kaşı ile gözüne

 

Gönül gözü sihrinden fehme vardı

Sabrı gitti korku düştü özüne

 

Aşıkı bin can ile kurban olur

Aferin bu şive ile nazına

 

Hak Taala ismini yad eyledi

Otuz iki hattı yazmış yüzüne

 

Yüzünde hem sözünde yirmi sekiz

Ol sebebden zahir oldu özüne

 

Rence deva derdine şifa bulur

Kim ki bu nüshayı alub yazına

 

Zi saadet zihi devlet mürüvvet

Vakıf ola o kim gire razına

 

Muhyeddin benliğim kayıdı benden

Hayalim düşeli şeksiz yüzüne

 

-8-

Dilberim bu cisme bir can dediler

Gönüller tahtına sultan dediler

 

Bu dertli canların şeksiz tabibi

Seni diriltmeye derman dediler

 

Şanında gelmiştir (ahsenil kısas)

Budur gökten inen furkan dediler

 

Sıfatın zatının evrakı gibi

Yüzondört sure - i Kuran dediler

 

Yüzün hak fatiha, serdedir boyun

Cemaline arşı rahman dediler

 

Hüsnün cennet imiş, haddin melekler

Yanağın ravza - yı rıdvan dediler

 

(Kab kar şın) dir kirpik cana

Dudağın çeşme - i hayvan dediler

 

Vusalm ka'bine eren aşıklar

Şüphesiz Yusuf u Kenan dediler

 

Aşkımla devr eder bu çarhı felek

Kainat hükmünle ferman dediler

 

Ne fettan yay imiş kaşmla gamzen

Muhittin okuna kurban dediler

 

-9-

Dinle imdi ne diyeyim

Delil-i burhandır Ali

Gel eşiğne yüz süreyim

Kıble i imandır Ali

 

Pervane olup yanarsın

Şarab - ı aşkı sunarsın

Her müşkülünü tadarsın

Mürşidi gümandır Ali

 

Anın sırrı ayan olmaz

O cevhere ziyan olmaz

Vasfı dilde beyan olmaz

Defter - i divandır Ali

 

Vücudum şehrinde bulam

Birliğin varlığın bilem

Tamam onsekizbin alem

İçinde sultandır Ali

 

Hakikattir marifettir

Tarikattır şeriattır

Nübüvvettir velayettir

Küllide yeksandır Ali

 

Gel geçelim kıl ü kalı

Gözetelim doğru yolu

Muhammed Mustafa Ali

Hem bahri ummandır Ali

 

Hüsn - ü halkı gönlüm aldı

Hüseyn cisme can oldu

Bize haktan nida geldi

Halikül rahmandır Ali

 

Şunu ben diyeyin size

Çün bu haber değdi bize

Kimdir görünen bu göze

Ki ser-i pinhandır Ali

 

Muhittin'in cism ü canı

Muhammed Ali'dir kanı

Doğru seyreder cihanı

Ol gene-i nihandır Ali

 

-10-

Doğruya nazar eyleriz

Biz eğri nazar bilmeyiz

Nakd ile pazar eyleriz

Veresi pazar bilmeyiz

 

Biz ol mekanda oluruz

Emr ile bunda geliriz

Nakdi kamilden alırız

Kayba intizar bilmeyiz

 

Haktır sevdiğimiz bizim

Haktır öğdüğümüz bizim

Boyun eğdiğimiz bizim

Haktır özge yar bilmeyiz

 

Biz bu mülke gelüptürüz

Ölmeden ön ölüpdürüz

Yar ile yar olupduruz

Arada ağyar bilmeyiz

 

Sazımızı ele aldık

Koşmamızı çalageldik

Namusumuz yere saldık

Biz aşıkız ar bilmeyiz

 

Aşk ile meydana geldik

Nazara divana geldik

Pervaneyiz yana geldik

Zincir ile dar bilmeyiz

 

Evvel ahır yar kuluyuz

Hayder-i Kerrar kuluyuz

Ezelden ikrar kuluyuz

Müminiz inkar bilmeyiz

 

Muhyiddin Abdal coşunca

Dalga deryayı aşınca

Aşk önümüze düşünce

Hiç sabr u karar bilmeyiz

 

-11-

Dört mukarreb ferişte, Her birisi bir işte

Müekkeldir ademe, Adem nedir gör işte

 

Hak der Kur'an içinde, Kerametim ademde

Bil ki öyle olıcak, Hak'ka çıkar bir işte

 

Terk - i dünya ibadet, Dedi Peygamber Ahmed

Bu sözün manası ne, Gel dinle haber işte

 

Dinle Ahmed sözünü, Anla sözün özünü

Bilmez isen remzini, Muhyeddin' e sor işte

 

-12-

Elif Allah, lam Ali

Mim Muhammed'dir hocam

Bunu böyle bilenler

Gerçek ümmettir hocam

 

Hocalık sana oldu

Ama halk bizde kaldı

Her kişi aslın bilmek

Farz ve sünnettir hocam

 

Yoktan var olduğumuz

İnsanca geldiğimiz

Allah'ı bildiğimiz

Binbir minnettir hocam

 

Hakikatı kim göre

Tarikata kim gire

Marifete kim ere

Bir yanar odum hocam

 

Şaha bende olmayan

Ölmeden ün ölmeyen

Men arefı bilmeyen

Bu yolda mattır hocam

 

Muhittin bilmez yalan

Gelsin bir öğut alan

Gönlünde bilki olan

Matluptan yadtır hocam

 

-13-

Erenlerin eşiğinde

Yaslanıbanı yattım ben

Erenlere beli dedim

Sıdk ile ikrar ettim ben

 

Şahım da rehberim oldu

Heman kıblem nurum oldu

Gani Otman pirim oldu

Anın eteğin tuttum ben

 

Eğnime giydim abayı

Terkettim kamu kabayı

Severim Sultan Baba'yı

Can ile gönül kattım ben

 

Güller açılır çağında

Bülbüller öter bağında

Musa ile Tur dağında

Koyunu bile güttüm ben

 

Hocamdan ben sebak aldım

Okudum sebakın bildim

Üstad'erdim üstad oldum

Gör ne üstada erdim ben

 

Maksudum didar eyledim

Gönülden nazar eyledim

Nakd ile pazar eyledim

Alana gevher sattım ben

 

Kadimi leyi ü neharım

Hayat u bad - ı seherim

Hem sedefim hem güherim

Özge madende buldum ben

 

Ben Muhammed'in gülüyüm

Ehl - i kemalin kuluyum

Dost bağının bülbülüyüm

Cennet bağında öttüm ben

 

Kim bilir aşık halinden

Söyleşeyim hal dilinden

Muhyiddin'em aşk elinden

Uş yine deli oldum ben

 

-14-

Erenler görünüz ne tühfe canım

Defterim elimde, dilde divanım

 

Okurum yazarım bir gizli gencim

Cahiller gözünden hayli nihanım

 

Ummandan gelirim gerçi katreyim

Denizim deryayım, bahrı ummanım

 

Gelende, gidende, devri zamanda

Çarh ile dönerim devri zamanım

 

Onsekiz bin alem mevziimdir benim

Kah-ı yahşi olur, kahı yamanım

 

Ay ile güneşte seyran ederim

Kah-ı şemsim, kah-ı maha tapanım

 

isa'yım, Musa'yım, hem Mustafa'yım

Ahmet'im, Mahmut'um, ehli imanım

 

Safilim, Sailim, gazibim, yetim

Erenler yolunda kulum, kurbanım

 

Muhittin Abdal`ım bir kemter kulum

Hakkın fazlıyla ehli irfanım

 

-15-

Ey hakka yol isteyen

Bu yolda niyaz nedir

Biliyorsan mürşidin

Yolda kılavuz nedir

 

Miraç gecesinde hak

Buyurdu Muhammed'e

Beş vakitle koy sünnet

Ol sünnete farz nedir

 

Cuma günü Ahmede

Çalab bir ayna sundu

Aynada ne göründü

Gören arı göz nedir

 

Yediyi sekiz ettim

Sekizi dokuz ettim

Unuttum hep yüz ettim

Yüz içinde yüz nedir

 

Hak yarattı her şeyi

Ne var ki kötü iyi

Kabul kıldı kamuyu

Arada gammaz nedir

 

Muhyittin sözü dinle

Sözünü bilde söyle

Kim söyler kim işitir

Bu sözde iki arz nedir

 

-16-

Ey Hak'kın talibi gezme avare

Gel boyun sun kulluk eyle bir ere

 

Ere yeten Hak'ka yeter yakın bil

Erden olur yine derdine çare

 

Derdli isen iste bul tabibini

Zira tabib bimar eder bimara

 

Sana gerek olanı iste ara

Kişi Mekke'yi bulur sora sora

 

Hakim benim dürlü kumaş bendedir

Dükkan açub girdim bir ulu şara

 

Çağırın şol sarraflara kim gelsün

Uş bu gün meta' çıkardım pazara

 

Sarraf bilür gevherin kıymetini

Baha biçsün ol kıymetli gevhere

 

Arifin esrarını taş idem ben

Ne münasib deyem ehi - i inkara

 

Okudum bildim der ise demesün

Her kimdeki var ise ol emmare

 

Muhyeddin' in pazarı Hak iledir

Ki gözlü gerek gele Hak'kı göre

 

-17-

Gel beri gel ey hekim

Dinle sözün hasını

Kulak ver bu kelama

Bilesin enfesini

 

Dört kitabın manasın

Bir elifte bulmayan

Dört kitabı okusa

Bilmeye esmasını

 

Erin erin diyenler

Sıfatın bezeyenler

Ne erliği var ise

Gidersin vesvasını

 

Kimin kalbi saf değil

Her sözü mushaf değil

Bilmeyen arif değil

İlim ve meşmasini

 

Ger faki ise faki

Hakkı yakin bil hakkı

Havbin vechinde oku

Taha ile yasini

 

Muhittin mana ectar

Alana cevher satar

Kuranda delil tutar

Bu sözün imlasını

 

-18-

Gelsin bizden can isteyen

İstediği can bulundu

Hakkın lütfu kereminden

Bil-cümle ihsan bulundu

 

..........

Bincan beter bir deminden

Vücudum cem-ül ceminden

Yusufu Kenan bulundu

 

Kim görmedi ben dağladım

Sözü yerinde bağladım

Yetmiş iki dil ağladım

Mührü Süleyman bulundu

 

Uyan ey gafil yatmış dur

Haşr olup nefh olundu sur

Ağlıyor bak gözün aç, gör

Ol genc-i pinhan bulundu

 

Hak ayan oldu halka taş

Dört anasırla heft ü şeş

Zerre dikizlendi güneş

Katrede umman bulundu

 

Ten varup aslını buldu

Can yine yerine geldi

Söz burada tamam oldu

Delil ve burhan bulundu

 

Merhemi vardır yaranın

Tabib eylerdi çarenin

Muhittin'i bi çarenin

Derdine derman bulundu

 

-19-

Hakikat bahrınin deri

Yedi deryadan süzüldü

Dirildi müftü müderris

Nice fetvalar düzüldü

 

Yazanlar iki dört dördün

İçinde bir elif gördüm

Elifi noktaya verdim

Yetmiş iki harf yazıldı

 

Kim bu sözden alır öğüt

Ona mürekkeple divit

Dil kalemdir gönül kağıt

Kelam üstüne dizildi

 

Yüzünde hasrolmuş kaffuha

E, l, ra ile ta, ha

Sanki bulut indi maha

Zülfü yüzüne çözüldü

 

Zahidin zannın boyladım

Bi nokta şerhin söyledim

Bin bir suali eyledim

Mat oldu aklı bozuldu

 

Niye anlamaz cim daldan

Bi haberdir hat ve haldan

Aciz kaldı bu sualdan

Zerre zerre hep ezildi

 

Zahidin dili tutuldu

İlmi bir yola satıldı

Sanırsın kaftan atıldı

Ol lain kendi çözüldü

 

Görenler feth oldu kandan

Du alem kaffiyle bundan

Şol Azazil çıktı dinden

Haktan eksildi üzüldü

 

Muhittin aba vü şalda

İki bayram nedir yılda

Nesiminin iş bu yolda

Yek-ser derisi yüzüldü

 

-20-

Hazerim şarabı benim

Abı hayat bendedir

Kevser dileyenler gelsin

Kadir ü beraat bendedir

 

Geldi iman hissesi

Gitti gamı gussasi

Ali Hamza kissası

Ol hikayet bendedir

 

Musa ile Tur benim

Cennetiyle hur benim

İki benim bir benim

Bin kainat bendedir

 

Okuyup yazan dahi

terazi düzen dahi

Ol yedi ezen dahi

Onbir kamet bendedir

 

Ey can sözümü işit

Benim mah ile hurşit

Hem talibim hem mürşit

Çok hidayet bendedir

 

Muhyiddin`im eğlence

Düş oldu gizli gece

Hem yenmiş türlü rence

Özge necat bendedir.

 

-21-

İnsan, insan derler idi

İnsan nedir şimdi bildim

Can deyu söylerler idi

Bu can nedir şimdi bildim

 

Müminin kalbinde olan

Bulmadı taşrada kalan

Kendisinde buldu bulan

İman nedir şimdi bildim

 

Bir kılı kırk yardıkları

Birin köprü gerdikleri

Erenler gösterdikleri

Erkan nedir şimdi bildim

 

Ehli takvanın tuttuğu

Müminlere ok attığı

Münkirlerin şekkettiği

Güman nedir şimdi bildim

 

Sohbette sözünü bilmez

Sözünün yüzünü bilmez

Ne gafil, özünü bilmez

Hayvan nedir şimdi bildim

 

Özümü eyledim zelil

İnayet eyledi Celil

Dil içinde yanan delil

Buhran nedir şimdi bildim

 

Muhyiddin eder Hak nazır

Görene her yerde hazır

Nihan nedir, nedir zahir

İnsan nedir şimdi bildim.

 

-22-

Katrede deryayı ummanı buldum

Eriştim, menzili payam buldum

 

Zehi menzil, zehi bu dem içinde

Ne kutlu saat ol devranı buldum

 

Aşkın pazarını seyre dururken

Nigaha düş olup cananı buldum

 

Can erdi vuslata ref oldu nikab

Yakub'um Yusufu Kenan'ı buldum

 

Vücudum turuna çıktım bi güman

Ben anda Musa'yı Ümranı buldum

 

Tevrat'ı, Zebur'u, hem de İncil'i

Muhammed katında furkanı buldum

 

Dilberim meğer ki yüzü mushafmış

Yazılmış hattında Kur'an'ı buldum

 

(bist ve heşt ve S ve D) buldu nişanı

Ayeti, delili, burhanı buldum

 

Muhittin`im bugün divan - i Ali'de

Okudum, defter ve divanı buldum

 

-23-

Kılarız namazı kılmayız değil

Biz hakkın emrini bilmeyiz değil

Kur'an kitabımız İslam dinimiz

Hadisten ayetten almayız değil

 

Bildik rumuzunu savm ı salatın

İsteyip ıssını bulmayız değil

Talibiz ruz - ü - şeb ilmu ledüne

Aşkıyla bahrine dalmayız değil

 

Sıdk ile mihraba tuttuk yüzümüz

Yönümüz kıbleye salmayız değil

Muhittin ağlarız bir dost için biz

Bir zaman güleriz gülmeyiz değil

 

-24-

Keramet-i adem benim

Emir-emanet bendedir

Ruh u can ve kan benim

Keşf-i keramet bendedir

 

"kaf" ile "nun"un mü'nisi

İstivada değil midir?

Yedi yer gök yedi mushaf

Ol yedi ayet bendedir

 

Çar anasırla dört kitap

Ateş, hava, su ve turap

Haşr ü neşr ve ihtisap

Lavh ve devat bendedir

 

Yüz yiğirmi dörtbin alem

Üçyüz altmış beşe kadem

Kuh kafa çekildi alem

Had ve nihayet bendedir

 

Aşık isen ey din eri

Gezme yabanda serseri

Anari gitme gel beri

Nur-u hidayet bendedir

 

Benim Kul Muhittin Abdal

Bendedir hayat-ı zilal

Gel dinler isen vasfı hal

Arı-hikayet bendedir

 

-25-

Medine'den gider oldun Kufe'ye

Dön gitme İmam dedi sünniler

Uğratırlar seni cevr ü cefaya

Dön gitme İmam dedi sünniler

 

Kolumuzdan uçtu Ali Mürteza

Neyleyeyim Mevla'dan geldi bir kaza

Ayrılmaktan ölmek yeğdir hem bize

Dön gitme İmam dedi sünniler

 

Ümmü Gülsüm gördü şişede kanı

Yere vurup Arşa çıktı figanı

Dön gitme yezitler öldürür seni

Dön gitme İmam dedi sünniler

 

Muhyiddin yasım var aşıklar gelsin

Buna inanmayan Tamu'da yansın

Ümm - ü Gülsüm nice fırkata kansın

Dön gitme İmam dedi sünniler

 

-26-

Nefsini bilmeyen kes can olamaz

Özü hayvan dürür insan olamaz

 

Ol heman serseri gezer yabanda

Vücudu şehrine sultan olamaz

 

Nutku yoktur anın hem canı cindir

Hayatı çeşme - i hayvan olamaz

 

Dizbediz oturur yüz yıllık yolda

Iraktır yakını mihman olamaz

 

Hüsnü gibi hulku azız olmayan

Mısır'a Yusuf - i Ken'an olamaz

 

Yüzünde hak Fatiha'yı bilmeyen

Akl - i kamil ehi - i irfan olamaz

 

Şeriatte edebin saklamayan

Tarikatte pişip büryan olamaz

 

Ma'rifet ahından içip kanmayan

Hakikat babında umman olamaz

 

Muhyeddin kuş dilinden anlamayan

Göklere uçup Süleyman olamaz

 

-27-

Okusunlar yazsınlar

Hoşça name düzsünler

Söylenecek bir sözü

İnci gibi dizsinler

 

Girip gönül şarına

Konu can pazarına

Sarf eyleye birine

Cevher yoğun çözsünler

 

Şeriatı yüzleyip

Marifeti izleyip

Hakikati sersinler

0l hikayet bendedir

 

Derviş olan yolunda

Mana gerek dilinde

Erenlerin gönlünde

Balık olup yüzsünler

 

Muhittin' e uyanlar

Gelsin derdim duyanlar

Ben seyyahım diyenler

Can mülkünü gezsinler

 

-28-

On sekiz bin alemde

Mevcut haktır şöyle bil

Haktan gayri arada

Kimse yoktur şöyle bil

 

Hak söyleyip söyleten

Haktır gören gösteren

Hak çağıran işiten

Bir mutlaktır hakkı bil

 

İman vechinde yedi

Hattı tahrir eyledi

Kudret kalemi ile

Yazdı takdir öyle bil

 

Hakla yeksan olup hep

Cümle şeye doğru bak

Nazarı doğru olan

Yüzü aktır şöyle bil

 

Muhittin`im bir güldir

Haktan ayrı değildir

Anasırda ne ki var

Dört sebaktır şunu bil

 

-29-

Otuz iki hurufu

"Lam" ve "ba" da bulmuşum

Özün bilen arifi

Ben sözünden bilmişim

 

Bugün gün kün fekanla

Karıştım ol cihanla

Ben aşk ile ve canla

Dört unsurdan gelmişim

 

Yetmişüç inbisatın

Sıfat içinde zatın

Onyedi muhkematın

Hoş bahrine dalmışım

 

Birisi ruh ve rahmet

Birisi yüzdeki hat

Onbir müteşabihat

Ana agah olmuşum

 

Şeriati berk edip

Tarikatı derk edip

Mülk ü malı terkedip

Böyle amel kılmışım

 

Marifet hakka yardır

Hakikat anda sırdır

Mü'minler hepsi birdir

Böyle amel kılmışım

 

Gel ey hak muteberi

Gitsin gönül hubari

Ben bu tahkik haberi

Evliyadan almışım

 

Çalab bir ayna sundu

Göz gördü can uyandı

Gönül gamdan ayandı

Ben pasları silmişim

 

Muhittin`im ben gaip

Sohbet gaip, er gaip

Ben beni elden koyup

Özüm hakka salmışım

 

-30-

Şah-ı Merdan hüruc etti
Düldüle oldu süvari
Mazlumun carına yetti
Ali'm saldı Zülfikarı

Bir Hacı Bektaş var idi
Ali misali yar idi
Münkirler görmez kör idi
Yürüttü cansız duvarı

Muhyiddin kaynadı taştı
Gel beri gel Tanrı dostu
Bu idi sözümün kastı
Haktan ayrı görme yari

 

-31-

Şeriatı yüzleyip,

Tarikatı gözleyip,

Marifeti izleyip,

Hakikati sezsinler.

 

Okusunlar yazsınlar,

Hoşça name düzsünler,

Söylenecek bir sözü,

İnci gibi dizsinler.

 

Derviş olan yolunda,

Name gerek dilinde,

Erenlerin gölünde,

Balık gibi yüzsünler.

 

Muhyiddin’e uyanlar,

Gelsin dedim duyanlar,

Ben seyyahım diyenler,

Can mülkünü gezsinler.

 

-32-

Şükür elhamdülillah,

Kara sakal ağardı.

Gördüm dağlar başında,

Ağırub kar yağardı.

 

Eski sürüldü gitti,

Geldi yenisi yetti,

Ekilen yerden bitti,

Yer yeşerdi köğerdi.

 

Yerin yetti nebatı,

Götürdü zulumatı,

Erdi Hızır hayatı,

Can bostanın suvardı.

 

Urdu can baş terkisin,

Çekmez ölüm kaygısın,

Açtı gaflet uykusun,

Gönül gözün uyardı.

 

Sünbül nergis menekşe,

Aşık oldu bu nakşe,

Bunlar Hakka yüz tutup,

Her dem boynun eğerdi.

 

Sultana erdi kuldan,

Aşık oldu gönülden,

Muhyiddin can-u dilden,

Erenleri severdi.

 

-33-

Varmagıl bir yere gel olmayınca,

Sana bir mürşit kamil olmayınca.

 

Senin yolun varub menzile ermez,

Gönülden gönüle yol olmayınca.

 

Kişi alçak kapulardan geçemez,

Eğilip ham kaddi dal olmayınca.

 

Ol aşıka zehi aşık demezler,

Akuban gözyaşı sel olmayınca.

 

Men kulum dimekle kişi kul olmaz,

Özü miskin nefsi kul olmayınca.

 

Özü vahdet cismi sohbet bula mı,

Kişinin müşkili hal olmayınca.

 

Cahilin sohbetinde can bite mi,

Sohbeti has özü bal olmayınca.

 

Boyun çeküp göz kırpmak kar eylemez,

Dilbere söyleyüp dil olmayınca.

 

Muhyiddin demekle olbulunmadı,

Çöp kımıldar mı hiç yel olmayınca.

 

                                                        -  Ozanlarımız  -