Âşık Remzâni

 

 

 

DERVİŞ MUHAMMED   57

 

Hazırlayan:  Hasan OYTUN

 

Onsekizinci yüzyılda yaşadığı sanılan bir Bektaşi ozanıdır. Gerçek kimliği bilinmemektedir. Hayatı zorluklar içinde geçmiştir Hacı Bektaş dergahında hizmet etmiş, dervişlik aşamasına yükseldikten sonra köyüne geri. dönmüş, ayrıca yaya olarak Kerbela'ya gitmiştir.

 

Şiirlerinde Mehemmed, Kul Mehmed, Derviş Mehmed, Derviş Muhammed mahlaslarını kullanmıştır. Dili sadedir. Şiirlerinde de yaşamını aydınlatacak bilgiler yoktur. Derviş Mehmed şiirlerinde oniki imam konusunu işlemiş, onlara bağlılığını vurgulamıştır. Hacı Bektaş Veli'ye de büyük bir saygiyla bağlıdır.

 

Son yıllarda elde edilen bilgiler ışığında Derviş Mehemmed ( 1174 H.) l 755'te Malatya'nın Arguvan ilçesine bağlı İsa köyünde doğdu. Babası Kerkük Türklerinden Seyyah (Seyyit) Hüseyindir. Annesi İsa köylü Fatıma'dır. Kerkük'ten ayrılarak Kerbela ve Mekke'yi görmüş, Hacı Bektaş Tekkesine konuk olmuş başka köy ve kentleri gezdikten sonra, Malatya'ya yerleşmiştir. Divriği'nin Anzahar köyünde de bir süre kalmıştır. Anzahar'dan sonra Karahöyük köyüne gelerek, Malatya'lı Aşıki (1670 - 1821) ile Şah Sultan adlı ozanların yetişmelerine katkıda bulunmuştur.

 

Sevgi ve kardeşlik duygularının insanlar arasında yerleşmesine çalışmıştır. Yaşamı boyunca tüm kötülüklere karşı büyük bir savaş verir. Rakı, şarap ve tütünü köyde yasaklar. Beyler ağalar direnirler. Derviş Mehemmed ile Aşıki ve Şah Sultanı köyden kovarlar. Anzahar'a gider, orada yaşar. 1828'de orada öldü.

 

Kaynak:

Alevi-Bektasi Siirleri Antolojisi Cilt 3 İsmail Özmen

 

-1-

Ademoğlu şu dünyaya gelince

Taze açılmış güle benzer misali

Anadan doğupta kırkı çıkınca

Kalaylanmış tasa benzer misali

 

Üç yaşında çöke kalmış oturur

Yedisinde cevabını yetürür

Mushaf alıp hocasına götürür

El sunulmuş nara benzer misali

 

Mushaf alıp hocasına varınca

Hocasından dersin alıp gelince

Yiğit olup on beşine değince

Fidan sürmüş dala benzer misali

 

Yirmisinde kara sakal bitirir

Otuzunda hayır cevap yetirir

Kırk yaşında bağdaş kurmuş oturur

Önü bendli göle benzer misali

 

Ellisinde kara sakal bozarır

Altmışında vücut şehri nazelir

Kalbi kederlenir, aklı azalır

Vaktı geçmiş güle benzer misali

 

Yetmişinde ilik, kemik sızılar

Sekseninde deve gibi bozular

Doksanında derman kalmaz, gaziler

İçi çürük koza benzer misali

 

Mehemmed' im bunu böyle buyurdu

Muhammed de ümmetini kayırdı

Yüz yaşında talaz geldi savurdu

Uçup giden toza benzer misali

 

-2-

Allah medet ya Muhammed ya Ali

Bizi dergahından mahrum eyleme

Pirim Hünkar Hacı Bektaşı Veli

Bizi dergahından mahrum eyleme

 

Ademi Seyfullah atam hakkiçün

Muhammed Mustafa hatem hakkiçün

Eyyuba sürdüğün sitem hakkiçün

Bizi dergahından mahrum eyleme

 

Hasan'ın aşkına kılarım zari

Hüseyin'dir dinimizin serveri

Alemler canısın Cenabı Bari

Bizi dergahından mahrum eyleme

 

Zeynelin canına kıldılar fena

Muhammed Bakırdır sırrı Mürteza

İmam Cafer Kazım Musayı Rıza

Bizi dergahından mahrum eyleme

 

Mehemmed' im eder hey gani kadir

Taki Naki Askeri rehnüma odur

Muhammed Mehdi'ye niyazım budur

Bizi dergahından mahrum eyleme

 

-3-

Ali'nin aşnası yarı

Can içinde saklı canı

Kudretten derilir honu

Şah Muhammed Mustafa'nın

 

Dolusun içenler ölür

Bunda kim gider kim kalır

Her kişi layığın bulur

Şah Muhammed Mustafa'nın

 

Ademi saldı dünyaya

Karı yok ise n'eyleye

Seveni umman boylaya

Şah Muhammed Mustafa'nın

 

Hakk'a bir deyip gelmişsin

Arayıp bunda bulmuşsun

Kadim ikrara durmuşsun

Şah Muhammed Mustafa'nın

 

Derviş Muhammed' im çağlar

Gül pirini bulup ağlar

Cebrail yarasın bağlar

Şah Muhammed Mustafa'nın

 

-4-

Ar edenler gelip buna giremez

Her derviş de soyunarak dalamaz

Gölleri derindir dürrü bulamaz

Muhammed makamı oldun mu derviş

Muhammed makamı oldu bu derviş

 

Bakmaz mısın sular engine çağlar

Bu derde düşenler ah eder ağlar

Hüsnün içerisi firdevsi bağlar

Gonca güllerini derdin mi derviş

Gonca güllerini derdi bu derviş

 

Muhabbetten bent kaldırıp akıtan

Hocam imam Rıza bizi okutan

Doldurdum kadehi içtim sakiden

Üryan ocağına girdin mi derviş

Üryan ocağına girdi bu derviş

 

Üçyüzaltmış altı dalın üstüne

Kul olabildin mi Hakk'ın dostuna

Bu kadar dalların kökün üstüne

Kapılara Rıdvan oldu mu derviş

Kapılara Rıdvan oldu bu derviş

 

Derviş Muhammed' im içim ayılmaz

Lokması tekbirli haram sayılmaz

Hiç kuru fitilin şöhlesi olmaz

Yağ koyup çerağcı oldun mu derviş

Yağ koyup çerağcı oldu bu derviş

 

-5-

Ben bu ana ikrar verdim ezeli

Sensiz bu yerlerde gönül eylenmez

Murai gümanca Hak sevilir

Gümanlı gönülde iman eğlenmez

 

Yaz bahar olunca açılır güller

Alçacık dallarda öter bülbüller

Vakti gelince derilir meyveler

Eser badı saba harman eğlenmez

 

Vade yetip ömür tamam olunca

Zebaniler iki yana durunca

Canın alıp ünün arşa salınca

Bir saat da aman desen eğlenmez

 

Ol Azrail kıyar bu tatlı cana

Kavim hısım duyar başlar figana

Fırsat elde iken salma divana

Handa senin için kervan eğlenmez

 

Derviş Muhammed' im Cenabı Bari

Cemalin nurundan ayırma beni

Sensin vücudum şehrinin mihmanı

Sensiz vücudum da mihman eğlenmez

 

-6-

Bende şu dünyaya geldim geleli

Emanetten bir don giymişe döndüm

Haramiler vurdu yüküm dağıttı

Soyulup sılaya gelmişe döndüm

 

Gam iye kahırdan yükümü tuttum

Ah ile feryadı arşa ilettim

Dağıttım devleti tarumar ettim

Sanki bir tas zehir içmişe döndüm

 

Gördünüz mü şu feleğin fendini

Dağıttı hargımı, yıktı bendimi

Hemen dostcağızım kendi kendimi

Göğ iken bostanı solmuşa döndüm

 

Bana değme şu sinemde yaram çok

Yaramın halinden hiç anlayan yok

Talibe vardım ki gel yarama bak

Yarayı keşeniş etmişe döndüm

 

Buhar oldu dağın karı eridi

Ecel yeli değidi gönlüm farıdı

Şu fani dünyada murat bu muydu

Gamze oku değmiş sineye döndüm

 

Yaralarım göz göz oldu dolmadı

Yaramın üstüne merhem gelmedi

Bağlar gazel oldu bülbül konmadı

Açılmamış gülü solmuşa döndüm

 

Nice Süleyman'lar konup göçmüştür

Nice İskender'ler serden geçmiştir

Cümlesi de ecel meyi içmiştir

Dünyadan ahrete göçmüşe döndüm

 

Derviş Muhammed' im malumdur halim

Halkın cerrettiği kulundur senin

Bu işler elinden gelmez mi dersin

Bir karanlık yerde kalmışa döndüm

 

-7-

Bir mi, bin mi bu kubbenin kapusu;

Deyen bilmez, bilen demez ne seyran!..

Nur mu, sır mı o uçmağın yapusu;

Deyen bilmez, bilen demez ne seyran!..

 

Kulu içün halk eyledi cenneti,

Anların kimseye yoktur minneti;

Ali ile Muhammed'in sünneti,

Deyen bilmez, bilen demez ne seyran!..

 

Yaratmıştır on sekiz bin alemi,

Cebrail arşdan indirdi kelamı,

Dört kitabın yazıldığı kalemi;

Deyen bilmez, bilen demez ne seyran!..

 

Hak aşkına seda eden sakiyi,

İns ü cinne seda veren makiyi,

Arş yüzünde nişan duran ikiyi,

Deyen bilmez, bilen demez ne seyran! ..

 

Derviş Mehemmed' im şemsi çerağı,

Her kes bilür bu dünyada gerçeği,

Hak teala eğlendiği durağı,

Deyen bilmez, bilen demez ne seyran!..

 

-8-

Bir talip pirinin yüzünü görse

Ay ile güneşi görmüş gibi olur

Pirin eşiğine yüzünü sürse

Yetmiş kere hacca varmış gibi olur

 

Bu yola gidemez değme bir naşi

Anın o sevdadan ayrılmaz başı

Hile ile yola gitse bir kişi

Şeytanın darına durmuş gibi olur

 

Ezazüle baka baka bilirse

Kalbinde kin ile kibir var ise

Bir kişi ikrarın inkar kılırsa

Hakk'ın haznesin yarmış gibi olur

 

Gidemezsin imamların yoluna

Karışagör bir gerçeğin haline

Bir kişi günahın almazsa ele

İblise pençesin vermiş gibi olur

 

Derviş Muhammed' im erenler gelse

Gerçekler nasibin ayırsa bölse

Bir mümin kızını yezide verse

Yetmiş bin evliya kırmış gibi olur.

 

-9-

Bizi evvel getirdin bu cihana

Bir bülbülüm gonca gülüm var benim

Ata ana oldu bize bahane

Kandilde balkıyan nurum var benim

 

Şahını sevenler her dem şad olur

Gamlı ise gamdan ol azad olur

Sevenlerin yüreğinde derd olur

Mansur'un çektiği darım var benim

 

Mansur gibi dost yoluna bakarım

Ben sinemi aşk od'una yakarım

Hem korkarım hem udunu çekerim

Böyle mucizatlı pirim var benim

 

Halktan korkmayanlar belki asidir

Yalancılar peygamberin nesidir

Gönül coşa gelmiş aşk deryasıdır

Böyle bir figanım zarım var benim

 

Derviş Muhammed' im yolumdan kalmaz

Mürayi olanlar bu sırra ermez

Harici gerçeğin izini sürmez

Kırkların sürdüğü yolum var benim

 

-10-

Bülbül olup beni derde düşüren

Derdimin dermanı sensin ya ali

Yolcu edip beni yola düşüren

Derdimin dermanı sensin ya ali

 

Mahrum etme bizi güle eriştir

Yolda koyma bir menzile ulaştır

Bir katreyim bir ummana kavuştur

Derdimin dermanı sensin ya ali

 

Pervaz edip oda yandıran sensin

Yine bu devranı döndüren sensin

Susuz olanları kandıran sensin

Derdimin dermanı sensin ya ali

 

Derviş muhammed’im yola varınca

Dost elinden nasibini alınca

Gurbet diyarında dostlar görünce

Derdimin dermanı sensin ya ali

 

-11-

Cihan derya iken dünya su iken

Bahri oldum ummana daldım erenler

Ruh idim bir handa yattım uyudum

Yüzyiğirmidörtbin kez geldim erenler

 

Benim de bir ineciğim var idi

Hesabı vermeğe işim zor idi

Kızgın saç üstünde yandı eridi

Bir kuru kafayı gördüm erenler

 

Bu mülktin sahibi Muhammed Ali

Nuh ile gemiye bindirdi beni

Koynunda görmüştüm ay ile günü

O zaman şad oldum güldüm erenler

 

Gafil olma gafil adam tövbeye

Nasihat verirler şeyhe babaya

Bir günde üç kerre indim Kabe'ye

Yüzüm sürdüm tavaf ettim erenler

 

Derviş Muhammed' im kuruldu üç saç

Eğnime şal giydim başıma bir taç

Hak mihman oldu bize biz olduk miraç

Dervişlik makamın buldum erenler.

 

-12-

Cümle işler malum ol efendime

Nice türlü türlü etti gönül

Ne deliyim, ne sarhoşum, ne ayık

Divane mecnunu cüş etti gönül

 

Viranım ezelden mamur küyidim

Cümle bed eşlikte ben de çok idim

Bir zamanlar akıl başta yok idim

Aklımı başıma düş etti gönül

 

Hep melekler el kaldırmış duada

Ciğerciğim kavurdular tavada

Bir zamanlar gezer idik havada

Yere türab edüp düş etti gönül

 

Hakikat meyinden içenler kanar

Doğrusun söylesem el beni kınar

Aşık olanların yüzleri solar

Derdim üç dört idi beş etti gönül

 

Derviş Mehemmed' im şimdi zamanda

Mahluk anın için kaldı gümanda

Nice zalimleri çekmiş kemende

Akılı cümleye baş etti gönül

 

-13-

Daim eksik noksan kuldur

Aman aman Allah aman

Kula rahmetciğin boldur

Aman aman Allah aman

 

Sen rahmetler eyle bize

Ayıbımı gelme yüze

Çoktan hayırlı az bize

Aman aman Allah aman

 

Allah habibim nur - için

Binbir ismin biri için

Affeyle bizlerin suçun

Aman aman Allah aman

 

Ali'nin özün kul eden

Ak deveye binip yeden

Bunca aşığı mümin eden

Aman aman Allah aman

 

Zülfikarın hürmetine

Ya kanberin gül zatına

Hem kazanın himmetine

Aman aman Allah aman

 

Hatice kübra şanına

Fatma Zöhre zamanına

Onların ismi şanına

Aman aman Allah aman

 

Şah Hasan'a verdi ağı

O seyretti cennet bağı

Gel azat et şu tutsağı

Aman aman Allah aman

 

Hüseyin belendi kana

Lanet okundu Mervana

Gerçek olan kıyar cana

Aman aman Allah aman

 

Aşıktır Zeynel Abidin

Dilde zikreder mabudun

Tarıkı budur habibin

Aman aman Allah aman

 

Bu tarıkı sürdü Bakır

Dili binbir kelam okur

Kula sahip evvel - ahır

Aman aman Allah aman

 

Caferi Sadık erkanı

Can içinde sever canı

Kula gösterir irfanı

Aman aman Allah aman

 

Kazım Musa sevdi seni

Hakk'a teslim etti canı

Rıza oldu gönlü gani

Aman aman Allah aman

 

Sevdiğim Muhammed Taki

Dilinde zikreder Hakk'ı

Dünya kime kalır baki

Aman aman Allah aman

 

Naki'dir bize kılavuz

Cemali cennette havuz

İçenler lebinden temiz

Aman aman Allah aman

 

Askeri Mehdi Muhammed

Sakın durağıdır cennet

Sevenler buldular rahmet

Aman aman Allah aman

 

Derviş Muhammed Şahından

Şahıdır söz penahından

Geç bizlerin günahından

Aman aman Allah aman

 

-14-

Dolanı dolanı bir şara geldim

Tarikatı aldım tellal elinden

Ehi - i Hak olanlar hakkını alsın

Bir doğru yol aldım tellal elinden

 

Şah elçisi gelmiş gelin buyurak

Muhabbetin harmanını savurarak

Danesini samanından ayırak

Bir gıda yol aldım tellal elinden

 

Hariciler bu manaya ermesin

Hasan Hüseyin intizar kılmasın

İmam Cafer koksun nergiz solmasın

Bir deste gül aldım tellal elinden

 

Nesimi'nin, Hatayi'nin deyilmez

Bu manaya aşna olan ayılmaz

Binbir iki lezzeti var doyulmaz

Bir kutu bal aldım tellal elinden

 

Derviş Muhammed' im bellidir yelten

Ne murad istersen Hak için yelten

Öyle bir tellal ki aleme sultan

Elif - i Taç aldım tellal elinden

 

-15-

Evvel verelim salavat

Muhammed nur değil midir ?

Hem şeriat kapısıdır

Hakikat sır değil midir ?

 

Hakikata bastık kadem

Hak bizi uyardı hemen

Ta evvelki o dem bu dem

Bilmeyen kör değil midir ?

 

İzanı olan seni bilir

Yüz sürer yoluna gelir

Seni bilmeyen ne bilir

Ya o münkir değil midir ?

 

La İlahe illallah dersin

Muhammed Resulullah dersin

Ali'yi veliyullah dersin

Noktası var değil midir ?

 

Derviş Muhammed' im arşta

Yolu çift durur miraçta

Ay ile gün temsil işte

İkisi bir değil midir ?

 

-16-

Ey gönül sıtk ile çağır bari'ye

Mümin olan Hak katara düzüle

Gerçek aşık özde çeker darıya

Yürek büryan olup ciğer ezile

 

Bu ciğer dediğin nefsin evidir

Onu katleyen mertler soyudur

Ya bu tarik evliyalar huyudur

Adı vara ol kayıda yazıla

 

Kayda yazılanın kaynar küresi

Böyle imiş şu kulluğun sırası

Evliyanın enbiyanın töresi

Mümin odur kabdan kaba süzüle

 

Aşıklar süzüldü ol kabdan kaba

Yetmiş iki eremez bu hesaba

Yüzün kıblemizdir cemalin kabe

Adı vara ol kayıda yazıla

 

Derviş Muhammed' im bir fikir eyle

Yaradanın birliğine şükreyle

Ne dilek dilersen Allah'tan dile

Gece gündüz Ali de de buzula

 

-17-

Eynime giymişim sinem uruşan

Hak için çekerim namusu arı

Dinle bahar olur açılır güller

Çağrışır turnalar gelir Ali'den

 

Sökün kuşu her dem havalı uçar

Arş yüzüne çıkmış kanadın açar

Huma kuşu nurun aleme saçar

Ayırma sevdiğim gözü karadan

 

Akdeniz yüzüne asmış borayı

Mevlam ona ırak etmiş havayı

Akdeniz üstünden sultan ovayı

Mevlam nasib etsi konsak oradan

 

Akdeniz üstüdür sultan korusu

Eşiğin bekliyor kırkın birisi

Ezel uslusuyduk şimdi delisi

İsterim muradım vere Ali'den

 

Arştan aşağıya bir ışık yandı

Gökte melekler hep semahın döndü

Derviş Muhammed' im aşka uyandı

İçip sermes olduk biz bu doludan

 

-18-

Gam yeme divane gönül

Herkes ettiğini bulur

Kimseye hiyle eyleme

Ettiğin (başına) yoluna gelir

 

Evliya yolu kulundur

Her işler Hakk'a malumdur

Hak'tan korkmayan zalimdir

Güman ehli kafir olur

 

İnsan Hakk'ı bulmayınca

Hak'tan kerem almayınca

Ya ölmeden ölmeyince

Her kişi den kul mu olur ?

 

Evvel hasmını basmayan

Hırs ile nefsin kesmeyen

Özünü darda asmayan

Diğelmeyen dar olur

 

Ezel zatını bulmayan

Kabdan kaba süzülmeyen

Sekiz uçmak gezinmeyen

Gezen hayvan er mi olur.

 

Aşık olan serden geçer

Arif olan akı seçer

Her kuş zümresiyle uçar

Kargadan bülbül mü olur ?

 

Aşk atına binmeyince

Aşk meyinden kanmayınca

Gül ağacı olmayınca

Her çalıdan gül mü olur ?

 

Derviş Mehemmed buzular

Aşk ile sinem sızılar

Gerçeği tanır gaziler

Şahtan gayri pir mi olur ?

 

-19-

Gelin hey erenler umudu kesmen

Bülbülün işini zar eder Allah

Kısmetim var diye Mevlaya güven

Anında kısmetin var eder Allah

 

Muhammed Ali'nin sırrı yayılmaz

Hasan Hüseyin'i seven ırılmaz

Nice ayıpları yüze vurulmaz

Rahmet sahibidir affeder Allah

 

Zeynel'in rengine boyanmıyanın

Ol imam Bakır'a dayanmıyanın

Ali evladına inanmayanın

Mahşerde yüzünü kara eder Allah

 

İmam Cafer nurdur elde tutarsan

Kazım Musa - Rıza'ya da yetersen

Eğer işleğine hile katarsan

Mahşerde yerini nar eder Allah

 

Taki'ya Naki'ya doğru varırsan

Askeri Mehdi'nin sırrın bilirsen

Eğer işleğinde dürüst olursan

Narı gülüzardır nur eder Allah

 

Nice erler kurtaramaz başını

Hak onara cümlemizin işini

Mümin olan saçsa gözün yaşını

Sürdürür tamuyu kar eder Allah

 

Nice erler bakmadılar haline

Talip olan doğru gitse yoluna

Bülbül gülüstanda gülün dalına

Hürüyü gılmanı kul eder Allah

 

Pirim himmet eyle oğul ya hizmet

Hak sahip çıkmazsa artıyı fırkat

Gel şefaat eyle güzel Muhammed

Ol demde yetişir car eder Allah

 

Derviş Muhammed' im yaralar emler

Yetmez mi Mevla'ya ameli kemler

Asla tamu görmez haklı müminler

Didarı cennette nur eder Allah

 

-20-

Geliniz sofular yola gidelim

Ya bu yol kadimdir gonca gülü var

Birisi Muhammed birisi Ali

Muhabbet içinde aşkın kanı var

 

Aşkın deryasıdır aşkın kanıdır

Mümin olanların şah sultanıdır

Müminlik aladır sırrı Hüda'dır

Dört kapı kırk makam ince yolu var

 

Dört kapının birini açıp girmeli

Mağrıbından ta maşrığı görmeli

Azrail elinden canı almalı

Dervişliğin türlü türlü hah var

 

Sevdiğim sabidir severim sabi

İman ile dinin bir imiş kabı

Lokman hekimin de em'inin habı

Binbir çiçeğin içinde biri var

 

Derviş Muhammed' im gezdim dolaştım

Aşkın ateşine yandım alıştım

Şu dünyayı bir bahçeli şen sandım

Gafletten gözümü açtım nuru var

 

-21-

Gece gündüz hayaline yandığım

Şu benim derdime bir derman eyle

Dertli sinem aşk oduyla deldiğim

Şu benim derdime bir derman eyle

 

Muratsız kullara murat verirsin

Darda kalanların elin alırsın

Irak yakın demez cara gelirsin

Şu benim derdime bir derman eyle

 

Bir müşkül iş idi geldi başıma

Elim ile ağu kattım aşıma

Ağlamaktan kan karıştı yaşıma

Şu benim derdime bir derman eyle

 

Dünya ziynetinden çektim elimi

Ya İlahi kabul eyle halimi

Senden gayrı kim kayırır kulunu

Şu benim derdime bir derman eyle

 

Ya İlahi birliğine inandım

Aşkın ateşinde kül oldum yandım

Bende şu dünyada bir garip kaldım

Şu benim derdime bir derman eyle

 

Nas içinde namus ile ar senin

Açılmış bahçede gülün var senin

Kulu azat etmek şanındır senin

Şu benim derdime bir derman eyle

 

Derviş Muhammed' im ettik bu işi

Eliftir doksanbin kelamın başı

Arayıp günahım söyleme suçu

Şu benim derdime bir derman eyle

 

-22-

Gel ey gönül yabanları dolaşma

Var bir delil bul ki Hakk'a gidelim

Dünya için yalancıya dolanma

Var bir delil bul ki Hakk'a gidelim

 

Delilimiz şahı Merdan Ali'dir

Aşık ahı karlı dağlar eritir

Yalan sanman dünya daha doludur

Var bir delil bul ki Hakk'a gidelim

 

Emaneti veren bir gün alacak

Azrail de tatlı canın alacak

Cümle kulun defterini dürecek

Var bir delil bul ki Hakk'a gidelim

 

Defterimiz elimize vermeden

Kara toprak gözümüze dolmadan

Zebaniler gelip sual sormadan

Var bir delil bul ki Hakk'a gidelim

 

Dersimizi imamlardan alalım

Ahretin kaydını burda görelim

Muhammed aşkına secde kıralım

Var bir delil bul ki Hakk'a gidelim

 

Bir gün olur Hak kapısı açılır

Mümin kulun günahından geçilir

Yaz gelince çayır çimen biçilir

Var bir delil bul ki Hakk'a gidelim

 

Derviş Muhammed'im ağlar gülersin

Tutmayana hayır öğüt verirsin

Bir gün olur defterini görürsün

Var bir delil bul ki Hakk'a gidelim

 

-23-

Gene kırcılandı dağların başı,

Durmayıp akıyor gözümün yaşı.

Ne yaman firaklı kıratın işi,

Kırat bu dağları aşmalı bugün.

 

Kırat kalk gidelim biz bu odadan,

Kısmetimiz gelir Bari Huda'dan,

Nalını kestirem tağ- ı ucadan,

Kıymetin cihanı taşmalı bugün.

 

Kırat da gidiyor koştuğu zaman,

Dizgini boynundan aştığı zaman,

Deli boran gibi coştuğu zaman,

Köpüğü sağrıdan geçmeli bugün.

 

Kıratda gidiyor başı dumanlı,

Hele kaldır gönlündeki gümanı,

Seherden sonraca, kuşluk zamanı,

Dostun ellerini açmalı bugün.

 

Derviş Mehemmed' in piri pir ise,

O yanan ahd ü amanın bir ise,

Kırat! Sende küheylanlık var ise,

Pirin dergahına düşmeli bugün.

 

-24-

Gerçeğin aslın sorarsan

Biz muhabbetten geliriz

Kabdan kaba süzülürüz

Aşk ile hasıl oluruz

 

Aşktır atamız anamız

Aşktır ceddimiz ötemiz

Aşktan geliyor gıdamız

Mesti pak hayran oluruz

 

Mesti paki olur Naci

Onlar giyer dürüst tacı

İşte ona derler hacı

Hem yanar üryan oluruz

 

Üryandır cennette saki

Onlar özde bulur Hakk'ı

Kim kalır dünyada baki

Mecnun divane oluruz

 

Biz tapmazız haça puta

Daim niyazımız zata

İnanmışız Hak sıfata

Hakk'ı müminde biliriz

 

Mümin odur bile uğrun

Süre cesedinden uğrun

Kulluğun diyem doğrusun

Ölmeden önce ölürüz

 

Derviş Muhammed' im diye

Gerçek olan aşka uya

Cennette hülleyi giye

Ulu Divan'dan geliriz

 

-25-

Gerçek olan yolun evvelin izler

Eğer yolcu isen yol kamil ister

Kişi ne söylerse ne acep söyler

İrfan tanıştığı dil kamil ister

 

Sofi olan neyler benliği kini

Farkeyle özünü kendini tanı

Terziye verirler biçmeğe seni

Senin de tuttuğun el kamil ister

 

Şeriat babında hizmettir karar

Mürşit talibinin günahın sorar

Kamil talip tarikatte bikarar

Marifette hizmet kul kamil ister

 

Ar edenler bu meydana gelemez

Özü sudan olan cennet göremez

Kul ham ise hakikate eremez

Bülbüle cevretme gül kamil ister

 

Sultan Mehemmed' im meyil katılır

Varır gider Hak katına satılır

Serverler bağlanır yükler tutulur

Varıp duracağım han kamil ister

 

-26-

Gezme yazıda yabanda

Ne ararsan canda ara

Mahlukun işi hilaftır

Gerçek olan durur dara

 

Dara hep gerçekler durur

Zerre zerresini görür

Özü yanık olan bilir

Benim ne sözüm var köre

 

Kör menziline yeter mi

Allah'ın emrin tutar

Hiç kötü işten kaçar

Er denilmez badı zıra

 

Aşk atına binmeyince

Aşk meyinden kanmayınca

Ya ölmeden ölmeyince

Erilmez bu gizli sırra

 

Derviş Muhammed' im zattır

İnanmayanlar lanettir

Ölüme hiç çare yoktur

Hepimize gelir sıra

 

-27-

Gidi Yezit bize kızılbaş demiş

Bahçede açılan gül de kırmızı

İncinme ey gönül, ne derse desin

Kur'an'ı derc eden dil de kırmızı

 

Aklı, fikri olan yer mi haramı

Kara bühtan edenin hiç biri var

Sağır mı kulağın, gözlerin kür mü

Eleğimsağma doğar, al da kırmızı

 

Gerçeklerden olur, arayıp bulan

Şek, şüphe sözümde var mıdır yalan

Hakk'ın kandilinden, ol nurdan gelen

Havanın yüzünde gün de kırmızı

 

Dört kapısı vardır, hiç bilmez avam

İniler arısı, boş kalmış kovan

Cennet - i aladan hediye gelen

Yanal alma ile nar da kırmızı

 

Mehemmed' im gördü idi düşünde

Hile vardır Harici'nin işinde

Muhammed Mustafa'nın alnı döşünde

Behey Müslümanlar, nur da kırmızı

 

-28-

Gir meydana samah eyle

İlmi hikmetlerden söyle

Bu dünyanın hali böyle

Kara gözlüm çark ederek

 

Semah etmek doğru iştir

Yeri ile yolu ile

Önüm sıra kapı açtır

Kara gözlüm çark ederek

 

Sakiden dolu içersin

İdris'e hülle biçersin

Cennete kapı açarsın

Kara gözlüm çark ederek

 

Dua okundu hazıra

Destur verildi Hızır'a

Boz - at ile düşmüş yola

Kara gözlüm çark ederek

 

Yerin göğün dolabından

İçmiş benem şarabından

Geçmiş dünyanın varından

Kara gözlüm çark ederek

 

Dünyayı almış başına

Akıllar ermez işine

Derviş Muhammed' i sar peşine

Kara gözlüm çark ederek

 

-29-

Güzel benim senden bir sualim var

O yarin yanıda muteber misin

Hak teala seni zatından etti

İmranca söyleyen o soydan mısın

 

Eynine giymişsin al ile yeşil

Döşür pelerini yere dolaşır

Can, ceset ve ruh gene buluşur

Bir ahtına duran sen değil misin

 

Kerem et efendim öldürme beni

Aşıkun maşuka fedadır canı

Bir mektup yazdıram arz edem hali

Beni deli eden sen değil misin

 

Başına sokunmuş devlet turasın

Huma kuşu yüksek yapar yuvasın

Gönül arzuluyu şahin havasın

Cennette oturan hür değil misin

 

Derviş Muhammed'im sevdiğin benim

Evvelinden kurban eyledim canım

Elif don değişti öz kendi halim

Bir gidip bir gelen nur değil misin

 

-30-

Hak nasip eylese görsem yüzünü

Canım arzuladı - sahip Mehdi'dir

Ayağın tozuna sürsem yüzümü

Erenler Sultanı sahib Mehdi'dir

 

Mü'min olan kardaş onu arzular

Tarikat erkanın daima gizler

İnşallah cemalin görür bu gözler

Bu vaktin sahibi sahib Mehdi'dir

 

Selam olsun bizden ol Gani Şah'a

Cemali gül olan şems ile maha

İnşallah bir gün gelir dergaha

Kerem sahibi sahib Mehdi'dir

 

Vaktin kutbu gelse Zülfikar salsa

Y ezid'in neslini bir tamam kırsa

Yetişmez şahıma yüz bin er olsa

Kılıcın sahibi sahib Mehdi'dir

 

Kul Mehemmed eder bizar olmuşum

Gezdiğim yerlerde didar bulmuşum

İsa gelir deyu nazar kılmışım

Evliyanın kulu sahib Mehdi'dir

 

-31-

Hakdan bir sevda yöneldi serime

Bilmem nasıl nice olur bu gönül

Aşkın kitabını aldım elime

Asi dağlarından yüce olur gönül

 

Birden dört köşeye gitmez sakindir

İbadeti boldur Hakk'a şükürdür

Birden zelil düşmüş gayet fakirdir

Birdem de bezirgan hoca olur gönül

 

Bir dem olur hocasından üşenir

Bir dem türab olur yere döşenir

Bir dem olur hendeğinden boşanır

Dalgası tükenmez göldür bu gönül

 

Bir dem al çiçekli bahar yaz olur

Bir dem Temmuz gider kara güz olur

Bir dem ay aydındır hem gündüz olur

Bir dem de karanlık gece olur gönül

 

Derviş Muhammed' im ölene erilmez

Arap at yorulur gönül yorulmaz

Gönül bir sırçadır sınsa sarılmaz

Sınığı sarması güç olur gönül

 

-32-

Hançer alıp dertli sinem deleyim

Bülbülüm bağından uçmadan gel gel

Gazel olup gonca gülün solmadan

Azrail pençesin salmadan gel gel

 

Balı alan arı işler iniler

Balı almayanlar gezer vızılar

Yar cevreyledikçe yaram sızılar

Açsa yüzbin yara çekilir gel gel

 

Dağlar taşlar iniliyi zarımdan

Canan bilir cananının halinden

Kes de kement eyle zlilfün telinden

Kement kollarımı kesmeden gel gel

 

Kurgusu Hak ama çoğumuş ozan

Şahi Merdan Ali yazıpta bozan

Tevilin çok imiş bu nasıl düzen

Hikmetine akıl ermeden gel gel

 

Derviş Muhammed' im saki doldurdum

Açılmış gülüne bü1bül kondurdum

Güzel gazileri şehre erdirdim

Gaziler sohbetin diliyor gel gel

 

-33-

Harici olanlar bu sırra ermez

Aşık olan aşk atında gezmeli

Lali gevheri alıp alıp satamaz

Her manayı yerli yerine yazmalı

 

Manayı söyle yerli yerine

Karışma hiç evliyanın sırrına

Özünü çekmeli Mansur darına

Bahri olup aşk deryası yüzmeli

 

Aşkın gemisine gemiyi koyup

Aşkınan oturup aşkınan kalkıp

Vücudun şehrinde delil yandırıp

Sine büryan edip ciğer ezmeli

 

Yakınca sineye aşkın dağı

Hak sana gösterir yolun sağını

Onda seyredersin Hak uçmağını

Aşk kemendin boğazına takmalı

 

Bu dan çekenler olur Hakk'a kul

Kul olana Hakk'ın ırahmeti bol

Kırmızı gül ile aşnadır bülbül

Girip bir kafeste çın çın ötmeli

 

Derviş Muhammed‘im aşkınan uyan

Her kişi kul olmaz ben kulum diyen

Kul oldur ki Hak yoluna olmalı revan

Hem dünyayı hem ahreti satmalı

 

-34-

Hayber kapusun açarsın, Ya Muhammed ya Ali

Kul günahından geçersin, Ya Muhammed ya Ali

 

Hak taala habibisin, Mü'minlerin rehberisin

Sen dertlerin tabibisin, Ya Muhammed ya Ali

 

Sen cümlenin ma'budusun, Düşenin elin alırsın

Halimizi sen bilirsin, Ya Muhammed ya Ali

 

Halimiz sana ayandır, Bizi nuruna boyandır

Koma gafletten uyandır, Ya Muhammed ya Ali

 

Aşkına su gibi akan, Aşıkın sinesin yakan

İrfanda gül gibi kokan, Ya Muhammed ya Ali

 

Sensin Hayder'in hacesi, Sevenin kadir gecesi

Hasan Hüseyn'in dedesi, Ya Muhammed ya Ali

 

Zeynel'e zindanda yoldaş, Mümin yoluna koydu baş

Sana şek getüren kallaş, Ya Muhammed ya Ali

 

Bakır'a çektirdin cefa, Cefa ana oldu safa

Melekler durdu saf safa, Ya Muhammed ya Ali

 

Cafer'in gülünü deren, Taki'nin gönlüne giren

Hep münkirdir sana uran, Ya Muhammed ya Ali

 

Ol Rıza'ya gösterdin yol, Kazım Musa var sana kul

Ümmetine keremin bol, Ya Muhammed ya Ali

 

Ümmete edersin kerem, Taki Naki yola irfan

Yolun doğrusun gösteren, Ya Muhammed ya Ali

 

Bizi ayırma yolundan, Bülbül ayrılmaz gülünden

Asker, Mehdi katarından, Ya Muhammed ya Ali

 

Derviş Mehemmed' im zikreder, Hakk'ın bin bir ismin ezber

Bir adı Hayder - i Kerrar, Ya Muhammed ya Ali

 

-35-

Hayır kapıları açarsın

Ya Muhammed ya Muhammed

Kulun suçundan geçersin

Ya Muhammed ya Muhammed

 

Hak'teala habibisin

Müminlerin tabibisin

Sen cümlenin mahbubusun

Ya Muhammed ya Muhammed

 

Düşenin elin alırsın

Halimizden sen bilirsin

Tamuya dulda olursun

Ya Muhammed ya Muhammed

 

Halimiz sana ayandır

Bizi nuruna boyandır

Koma gaflette uyandır

Ya Muhammed ya Muhammed

 

Sen cömertsin gönlün gani

Boldur rahmetin ey yani

Çoktur kulunun noksanı

Ya Muhammed ya Muhammed

 

Aşkınan su gibi akar

Aşığın sinesin yakar

Cennette gül gibi kokar

Ya Muhammed ya Muhammed

 

Sensin Haydar'ın hocası

Sevenin kadir gecesi

Hasan Hüseyn'in dedesi

Ya Muhammed ya Muhammed

 

Zeynel'e zindanda yoldaş

Mümin koyar yoluna baş

Sana şek getiren kallaş

Ya Muhammed ya Muhammed

 

Bakır'a çektiler cefa

Cefa ana oldu sefa

Melekler durur saf safa

Ya Muhammed ya Muhammed

 

Rıza'ya getirdin mi yol

Kazım Musa'dır sana kul

Ümmetine keremin bol

Ya Muhammed ya Muhammed

 

Ümmetine eyle kerem

Taki Naki yolu uryan

Bize yolu gösteren sen

Ya Muhammed ya Muhammed

 

Bizi ayırma yolundan

Bülbül ayrılmaz gülünden

Askeri'nin katarından

Ya Muhammed ya Muhammed

 

Onsekiz bin alem ışığın

Sahibi zamandan çıkar

Cümlesi sana bağlıdır

Ya Muhammed ya Muhammed

 

Derviş Muhammed zikreder

Allah'ın binbir ismini

Bir adın Haydar - ı Kerrar

Ya Muhammed ya Muhammed

 

-36-

Her sabah her sabah hanın dağılır

Ver benim muradım İmam - ı Hüseyn

Aşık bülbüllerin boynu bükülür

Ver benim muradım İmam- ı Hüseyn

 

Yaslanayım eşiğine durayım

Görmediğim yeri göster göreyim

Senden gayrı kim var kime varayım

Ver benim muradım İmam - ı Hüseyn

 

Garibim türbene geldim ey kerim

Gümansız şübhesiz seni severim

Sailim kapunda boynum eğerim

Ver benim muradım İmam - ı Hüseyn

 

Seni seven aşık divane olur

Arar Hak'kı kendi özünde bulur

Yaşını silmeğe kapuna gelür

Ver benim muradım İmam - ı Hüseyn

 

İkrar ehli olan ikrarın bulur

Ali'yi sevenler çağıra gelür

Derviş Mehemmed' im sana yalvarır

Ver benim muradım İmam - ı Hüseyn

 

-37-

İhlaslı talipsen pirini hak'la

Din Muhammed iman Ali değil mi ?

İncil, Tevrat, Zebur, Kuran'ı yokla

Din Muhammed iman Ali değil mi ?

 

Kuran'da okunur Ali'nin ismi

Doğrunun dostudur erkanı cismi

Lahmike lahmı, cismike cismi

Din Muhammed iman Ali değil mi ?

 

Matem aylarında çekelim yası

Oniki imamların hası hulusu

Hasan ile Hüseyinin dedesi

Din Muhammed iman Ali değil mi ?

 

Derviş Muhammed' im sevdi onları

Alnında yıldızı balkıyor nuru

Horasan'dan gelen erlerin piri

Hünkar Hacı Bektaş Veli değil mi ?

 

-38-

Kalktı Horasan'dan sökün eyledi

Hünkar Hacı Bektaş gel imdad eyle

Erleri kendine yakın eyledi

Hünkar Hacı Bektaş gel imdad eyle

 

Güvercin donuna girdin de geldin

Altındaki postu aldın da geldin

Bütün gönüllere doldun da geldin

Hünkar Hacı Bektaş gel imdad eyle

 

Darı çeç üstünde namaz kıldıran

Erliğini cümle aleme bildiren

Nuru ile dü cihanı dolduran

Hünkar Hacı Bektaş gel imdad eyle

 

Doksan günlük yolu kuşlukta geldin

Nice çaresize care eriştin

Otuz altı bin er gözünü açtın

Hünkar Hacı Bektaş gel imdad eyle

 

Adet olsun deyu sığırı güttün

Sarının öküzün kurda yedirdir

Kerametin ile taşı söylettin

Hünkar Hacı Bektaş gel imdad eyle

 

Padişahlar padişahı sen oldun

Urum'un içinde sin Sultan oldun

Mü'minlerin kıblegahı sen oldun

Hünkar Hacı Bektaş gel imdad eyle

 

Sultan Mehemmed' im severim seni

Sensin mü'minlerin desti dilmeni

Şefaat ıssısın mürüvvet kanı

Hünkar Hacı Bektaş gel imdad eyle

 

-39-

Muhammed - el Mustafa'nın

Mihmanı bu şarda olur

Şahı Merdan nakış verir

Daim bu can darda olur

 

Talip özünü öldüren

Şarında delil yandıran

Yönün miraca döndüren

Fani dünya perde m'olur

 

Aşkın içtiği dolu

Allah'tır cümleden ulu

Kadimdir müminin yolu

Tamu vallah karda (çarda) olur

 

Arşı kürsü levhi kalem

Böyle çaldı Rabbel alem

İki çatal oldu kalem

Güruh (u) Naci sırda olur

 

Yalan dünyanın sigeci

Yetmiş (i)kiden olmaz hacı

Mümine verilen tacı

Yetmiş iki marda olur

 

Halil peygamberin sırrı

Kadimdir imanı dini

Muhammed Ali'nin canı

Musa gibi Tur'da olur

 

Derviş Muhammed' im oldu

Teslim oldu Hakk'ı buldu

Duman gitti bahar geldi

Bülbül daim gülde olur

 

-40-

Nasrunminallahın lütfu dokuna

Ve fethün karibe el'ihsan indi

Veçhinde Kur'an'ı azim okuna

Hakkında surei Errahman indi

 

Yüz yiğirmi dört bin peygamber haktır

Anların ervahı ezelden paktır

İlla Muhammed'in menendi yoktur

İncil, Zebur, Tevrat, Kaf Kur'an indi

 

Yüz dört kitap indi gayetten kamu

Bir elif halketti cim ile mimi

Bunca ilimlerin hatmi tamamı

Üç ihlası Şerif bir Elham indi

 

Hak Resulüne eyledi inayet

Yine bu günlerde eyledi imdat

Ahır nebi ile eyledi irşat

İptida şanına Eliflam indi

 

Mehemmed' im eder ol nazar kimde

Herşeyde var amma illa ademde

Velekad - kerremna dediği demde

Akıl, ilim, kelam küllü kan indi

 

-41-

Nefes harceyleyip salma araya

Özün bilmeyene bildiremezsin

Müşteri olmadan gelip geçene

Gel al deme ile aldıramazsın

 

Ay ışığını mavururlar tavada

Yavru şahin bekletirler yuvada

Elde öğrenmedik kuşu havada

Çetindir ben ile indiremezsin

 

Din Muhammed dini taptığım tapı

Yıkılır mı Hakk'ın yaptığı yapı

Yüz yıl emek çeksen yapılmaz yapı

Kumdan duvar örüp kaldıramazsın

 

Yavru şahan salan sal demeyle

Gönül dost mu bulur bul bul demeyle

Ağlamış gül yüzlü gül gül demeyle

Hak izin vermezse güldüremezsin

 

Derviş Muhammed' im sevmez hayını

Herkeste beğenir kendi huyunu

Dibi delik kaba aşkın suyunu

Taşıyıp yorulma dolduramazsın

 

-42-

Nişanı vardır her gerçek aşığın

Gece gündüz günü geçer zarından

Aşıklar aşkınan bulur ışığı

Çekmiştir özünü Mansur darına

 

Mansur gece gündüz çekerdi darı

Dilim zikreder perverdigarı

Gördünüz mü siz o koca serdarı

Onlar muhabbette buldu yerini

 

Aşk muhabbet bir araya cem olup

Onlarda akılın yanında durup

Ya imam gök ise o mihman bilip

Kim karışır Yaratanın işine

 

Bu sırrın ötesi sırdır ötedir

Gerçeklerde bu mahluka putadır

Gerçeği gerçekten bölmek hatadır

Lahmike lahm'oldu birbirine

 

Derviş Muhammed' im konanlar göçer

Bildiğimiz herkes ektiğin biçer

Kırmızı gülün üstüne kan saçar

Bak bülbülün figanına zarına

 

-43-

Niyazım var Muhammed'le Ali'ye

Cümle günahıma imamlar medet

Bağışla suçunu bu günahkarın

Cümle günahıma imamlar medet

 

Ağu kattı Şah Hasan'ın payına

Lanet indi Muaviyenin soyuna

İmamı Hüseyin'in yüzü suyuna

Cümle günahıma imamlar medet

 

Zeynel'abidin dir benim penahım

İmam Bakır kalb evinde mihmanım

Ol İmam Cafer'dir efendim fahım

Cümle günahıma imamlar medet

 

On iki İmama niyaz eylerim

Hasan Askeriye halim söylerim

Muhammed Mehdiye tamam eylerim

Cümle günahıma imamlar medet

 

Miraçta oturan ol Fahrı Ahmed

Yardım eyle bize çektirme zahmet

Muhammed Aliyle eylerim minnet

Cümle günahıma imamlar medet

 

Muhammed' im zikreylerim erleri

Beyan eylediniz gizli sırları

Rum erleri Horasan'ın pirleri

Cümle günahıma imamlar medet

 

-44-

Noksan işim çoktur senin katında

Ya Muhammed hayıra çal kalemin

Yine sensiz zahirinde batında

Ya Muhammed hayıra çal kalemin

 

Kulun işi hata ile noksandır

Hakk'ın işi kerem ile ihsandır

Gel bir kerem eyle lütfün da boldur

Ya Muhammed hayıra çal kalemin

 

Seherde bülbüller figana başlar

Şanına verildi mucizat işler

Kul hata işlerse sultan bağışlar

Ya Muhammed hayıra çal kalemin

 

Bunalan kulların elin alırsın

Çağıranların carına gelirsin

Demek olmaz dediğimi bilirsin

Ya Muhammed hayıra çal kalemin

 

Hiç kul olmayınca sultan olur mu

Yalan şu meydan da menzil alır mı

Zülfikar olmazsa küffar ölür mü

Ya Muhammed hayıra çal kalemin

 

Küffar geldi dört yanımı çevirdi

Şu mahluku harman etti savurdu

Boldur ırahmetin car günü geldi

Ya Muhammed hayıra çal kalemin

 

Derviş Muhammed' im kaynadı coştu

Zülfikar kınından zağladı çıktı

Sahip kıranlığın fırsatı düştü

Ya Muhammed hayıra çal kalemin

 

-45-

Ol yeşil kandilde balkıyıp duran

Şahmerdan Murteza Ali Haydar'dır

Çalıp ejderhayı çar pare bölen

Şahmerdan Murteza Ali Haydar'dır.

 

Yerlerin göklerin binasın uran,

Muhammed Ali'dir bu yolu kuran

Arş'ta Cebrail'in üstünde duran

Şahmerdan Murteza Ali Haydar'dır

 

Selman'ın çiğnine çıkıp oturan

Yusufu kul edip Hakka götüren

Miraçta engüre elin batıran

Şahmerdan Murteza Ali Haydar'dır

 

Muhammed Ali'dir cemde oturan

Al zühre yıldızın tutup getiren,

Şule verip Cebrail'e yetiren

Şahmerdan Murteza Ali Haydar'dır

 

Hallac Mansur gibi dağlar attıran,

Yusufu kul edip şarda sattıran,

Mikail elinde mizan tutturan

Şahmerdan Murteza Ali Haydar'dır

 

İncil yazılınca indi İsa'ya

Zebur Davud'adır, Tevrat Musa'ya,

Kur'an verdi Muhammed Mustafa'ya

Şahmerdan Murteza Ali Haydar'dır.

 

-46-

Pazarlık eylersen üstaddan eyle

Dükkanın yok çürük hanı neylersin

Metah alam dersen bezirgandan al

Çerçinin sattığı malı n'eylersin

 

Gevher alam dersen zarardan korkma

Meyil ver aşnaya nadana bakma

Sermayen var ise yürekte sakla

Sikkenin kestiği pulu n'eylersin

 

Güvenme benliğe olursun batıl

Sultan olam dersen kul olda satıl

Cahtı caht eyle kervana katıl

Kırda bayırdaki yolu n'eylersin

 

Ahmak odur taşta gevher araya

Aldanmışlar ak üstünde karaya

Bir amel işle ki Hakk'a yaraya

Hakk'a yaramadık feyli n'eylersin

 

Derviş Muhammed' im doğrusu böyle

Bir sadık yarinen pazarlık eyle

Boylar isen aşkın deryasın boyla

Mandanın girdiği gölü n'eylersin

 

-47-

Pervaneyi şem oduna yandıran

Mürvet Şah - ı Merdan sana sığındım

Deryaları dalga vurup coşturan

Mürvet Şah - ı Merdan sana sığındım

 

Mansur'u berdar edip astıran

Çalıp zülfikarı taşı kestiren

Miraçta Resul'e nişan gösteren

Mürvet Şah - ı Merdan sana sığındım

 

Fena imiş şu cihanın ötesi

Hiç var mıdır şu sözümün hatası

Hasan ile Hüseyin'in atası

Mürvet Şah - ı Merdan sana sığındım

 

İmam Zeynel ile zindana giren

Ol imam Bakır'm kalbinde duran

Mahrum kalmaz dergahına yüz süren

Mürvet Şah - ı Merdan sana sığındım

 

Ol imam Cafer'in sırrı hüdasın

Musa - yı Kazım'sın Ali Rıza'sın

Elinde zülfikar ehl-i kazasın

Mürvet Şah - ı Merdan sana sığındım

 

Taki Naki ile derde devasın

Şah Hasan Askeri hemde livasın

Muhammed Mehdi'yi sahip zamansın

Mürvet Şah - ı Merdan sana sığındım

 

Derviş Muhammed' im ziyan etmez sözünde

Hakk'ı arayanlar bulur özünde

Sırat, mahşer yeri, mizan gününde

Mürvet Şah - ı Merdan sana sığındım

 

-48-

Sabahtan sabahtan erken sabahtan

Kul hatasız olmaz bir kerem eyle

Özür kusur günah cümlesi bende

Kul hatasız olmaz bir kerem eyle

 

İbrahim'i nar'a attığın gibi

Yerini gülüzar ettiğin gibi

Ellerin üstünde tuttuğun gibi

Kul hatasız olmaz bir kerem eyle

 

Halil'e İsmail verdiğin gibi

Yetmiş kez bıçağı çaldığın gibi

Melaikeyle koç indiğin gibi

Kul hatasız olmaz bir kerem eyle

 

Yunus'u dünyaya attığın gibi

Emredip balıkla yuttuğun gibi

Onlarla aydınlığa çıktığın gibi

Kul hatasız olmaz bir kerem eyle

 

Nuh ile gemiyi çattığın gibi

Naçarları çırak ettiğin gibi

Herkesle murada yettiğin gibi

Kul hatasız olmaz bir kerem eyle

 

Derviş Muhammed' im hepisi senden

Tavafa ener de yeksani birden

Boldur irahmetin evvel evelden

Kul hatasız olmaz bir kerem eyle

 

-49-

Sesini işittim bende varayım

Eylen uçup gitme konadur bülbül

Senin muhabbetin kalbim evinde

Vücudum şehrinde turnadır bülbül

 

Bülbül gibi gülden güle sekersin

Gözlerinden kanlı yaşlar dökersin

Nice yıldır hasretlikler çekersin

Kardan mı kışdan mı yazdan bülbül

 

Dikene konma sen güle kon güle

Eski düşmanını dost olur sanma

Açıp beyaz göksün ya da inanma

Rakibinin kasdi canadır bülbül

 

Sultan eder rahmet eyle kuluna

Bu ne şekil dert ki derman buluna

Konma benlik ile gülün dalına

Har olur pençeni kanadır bülbül

 

Derviş Muhammed gevherler saçar

Herkesin boyuna libaslar biçer

Sarılak sevdiğim zamanı geçer

Dünya baki değil fanidir bülbül

 

-50-

Şah Muhammed Mustafa'dan

Gel edep öğren gel edep

Pirim Ali Murtezadan

Gel edep öğren gel edep

 

Edepsize derler asi

Edepsizler Hakk'ın nesi

Hatice Fatıma nesli

Gel edep öğren gel edep

 

Hasan Hüseyin'e vardım

Ben ihlası onda buldum

Zeynel'den Cümleye yardım

Gel edep öğren gel edep

 

Bakır'ı zikrettim canda

Cafer'in sevgisi bende

Gezme yazıda yabanda

Gel edep öğren gel edep

 

Zülfikar oynar kazanda

Himmet eyleye bize de

Kazim Musa Rıza'dan

Gel edep öğren gel edep

 

Edepsizden ders alınmaz

Serinden duman ırılmaz

Taki - Naki - Askersiz olmaz

Gel edep öğren gel edep

 

Mehdi ali resul bunda

Şefaat eyleye sende

Derviş Muhammed' den günde

Gel edep öğren gel edep

 

-51-

Şanına layıktır gel bir iş işle

Malumundur kul hatasız olur mu?

Senden Kerem, bizden mürvet bağışla

Düşen düşen yerde böyle kalır mı?

 

Sen mürşütsün külli şeye kadirsin

Bunalan kulların elin alırsın

Demek olmaz ne dediğin bilirsin

İsteyen muradın almaz kalır mı?

 

Yusuf gibi kul eyledin sattırdın

Turab ettin ayaklarda yırttırdın

Nice muhiblere taşlar attırdın

Herkes ettiğini bulmaz kalır mı?

 

Yusuf ile bileyidim zindanda

Zelihayla bileyidim ol demde

Eyüb ile bile kevni mekanda

İsteyen muradın almaz kalır mı?

 

Yusuf ile karanlıkta eğlendim

Eyüb'la belaya sabır eyledim

Gam yükünden kervanımı tayladın

Şu yüce bellerden aşmaz kalır mı?

 

Derviş Muhammed' im tahtında vezir

Avın çığnağımda alırım hazır

İnayet kılarsa bozatlı Hızır

Mahluk torumuza düşer kalır mı?

 

-52-

Şu fani dünyaya geldim geleli

Çok ağır bahalar biçildi bize

Yüküm lal ü gevher kıymeti ağır

Bahasın kesmeye dil geldi bize